Hibe duyuruları, projelerden haberleri, Erasmus, Erasmus+, Proje, Proje haberleri, Happy Kids, Hibe, Ali Ulusoy, Ulusal Ajans, STGM, Sivil Düşün
Ali ULUSOY
Proje yazımı, dışarıdan bakıldığında “form doldurma” işi gibi görülebilir; oysa içeriden bakan herkes bilir ki bu süreç, uzun süre yüksek dikkat, sabır ve zihinsel dayanıklılık isteyen bir üretim maratonudur. Bu maratonun yakıtı da motivasyondur. Motivasyon yalnızca “heves” değildir; projecinin aynı dosyaya beşinci kez dönmesini, aynı hedef cümlesini onuncu kez sadeleştirmesini, aynı bütçe mantığını tekrar tekrar kontrol etmesini sağlayan sürdürülebilir enerjidir. Özellikle Erasmus+ gibi değerlendirici mantığı net, rekabeti yüksek başvurularda motivasyon; kalite, tutarlılık ve zaman yönetimi ile doğrudan ilişkilidir.
Motivasyonun proje kalitesine etkisi en net şekilde “mantık bütünlüğü” tarafında görülür. İyi bir proje, ihtiyaç–amaç–sonuç–faaliyet–gösterge zincirinde kopukluk bırakmaz. Ancak bu zinciri kurmak, tek seferde biten bir iş değildir. Önce ihtiyaç metnini kurarsınız, sonra amaçları test edersiniz, ardından çıktıları ölçülebilir hale getirirsiniz; sonra fark edersiniz ki göstergeler çıktılarla tam hizalanmamış, geri dönersiniz. İşte bu geri dönüşler, motivasyon düştüğünde “idare eder” seviyesine kayar ve proje, değerlendirici gözünde “tutarlı ama zayıf” kategorisine düşer. Motivasyon yüksek olduğunda ise projeci, metni yalnızca yazmaz; metni yeniden tasarlar, inceltir, güçlendirir ve en önemlisi her paragrafın neden orada olduğunu bilir.
Motivasyon aynı zamanda risk yönetimidir. Proje yazımında motivasyon kaybı, genellikle görünmez hataların çoğalmasına yol açar: tarihlerin birbirini tutmaması, bütçe–faaliyet uyumsuzluğu, hedef kitle sayılarının rastgeleleşmesi, yaygınlaştırma planının “klasik cümlelerle” geçiştirilmesi, etki bölümünün iddia düzeyinde kalması gibi. Bunların hiçbiri tek başına “reddedilme sebebi” gibi görünmeyebilir; fakat bir araya geldiklerinde değerlendirme puanını aşağı çeker. Motivasyon, bu küçük ama kritik hataları yakalayan dikkatin sürekliliğidir. Yani motivasyon, psikolojik bir kavram gibi dursa da pratikte kalite kontrol mekanizmasıdır.
Bir diğer kritik nokta da motivasyonun ortaklık yönetimine etkisidir. Proje yazımı çoğu zaman ekip işidir ve ortaklardan veri toplamak, geri bildirim almak, metni paylaşmak, revizyon döngülerini yönetmek gerekir. Motivasyon azaldığında iletişim yavaşlar, belirsizlik artar ve proje “dağınık” hissi verir. Motivasyonu yüksek bir koordinatör ya da yazım lideri ise ortakları doğru zamanda doğru bilgiyle yönlendirir; kimin neyi, hangi formatta, ne zamana kadar göndereceğini netleştirir. Bu netlik, hem yazım sürecini hızlandırır hem de proje anlatısında “konsorsiyum gerçekten hazır” izlenimi oluşturur.
Peki motivasyon neden bu kadar kolay düşer? Çünkü proje yazımı, sonuçları belirsiz bir emek türüdür. Günlerce çalışırsınız, başvuruyu gönderirsiniz ve çoğu zaman aylarca sonuç beklersiniz. Üstelik elinizde ölçülebilir “anlık başarı” göstergeleri yoktur; bu da zihnin “tamamlandı” hissini geciktirir. Bu nedenle motivasyonu yönetmek için tek bir büyük hedef yerine, süreci küçük, ölçülebilir kilometre taşlarına bölmek gerekir: ihtiyaç metni tamam, hedefler SMART kontrolünden geçti, iş paketleri zaman planına oturdu, KPI seti netleşti, risk matrisi gerçekçi, yaygınlaştırma kanalları doğrulandı gibi. Böylece motivasyon, “sonuç bekleyen umut” olmaktan çıkar; “ilerlemeyi gören disiplin” haline gelir.
Motivasyonu sürdürülebilir kılan bir diğer unsur da anlamdır. Proje yazarı, yalnızca teknik bir metin üretmediğini; aslında bir sosyal değişim senaryosu tasarladığını hissettiğinde daha sağlam kalır. Özellikle sosyal içerme, engellilik, gençlik katılımı, yeşil dönüşüm gibi alanlarda proje yazımı; topluluklar için bir köprü kurma işidir. Anlam duygusu güçlü olduğunda projeci, “neden bu kadar uğraşıyorum?” sorusuna hızlı cevap verir. Bu cevap, en zor kısımlarda bile devam etmeyi sağlar.
Motivasyonun düşmesini önlemek için pratik bir yaklaşım da “revizyonu normalleştirmek”tir. Proje yazımında revizyon başarısızlık değil, profesyonellik göstergesidir. İlk taslak genellikle hamdır; asıl proje, ikinci ve üçüncü taslakta ortaya çıkar. Revizyonun kaçınılmazlığını kabul eden projeci, “yine mi değişecek?” yerine “hangi kısmı güçlendireceğim?” zihniyetine geçer. Bu zihniyet, motivasyonu tüketmez; aksine kontrol hissini artırır.
Sonuç olarak motivasyon, proje yazımında bir “lüks” değil, bir “altyapı”dır. İyi proje yazarı yalnızca iyi cümle kuran kişi değildir; motivasyonunu yönetebilen, kaliteyi koruyan, ortaklığı diri tutan ve revizyon döngülerini sürdürebilen kişidir. Projeler; fikirle başlar, sistemle büyür, motivasyonla tamamlanır. Eğer proje yazımında bir üst seviyeye çıkmak isteniyorsa, yalnızca teknik şablonlara değil, motivasyonu sürdürülebilir kılan çalışma düzenine, küçük kilometre taşlarına ve anlam duygusuna yatırım yapmak gerekir. Çünkü motivasyon varsa proje “yazılır”; motivasyon sürdürülebilirse proje “kazanır”.
Ali Ulusoy




