Hibe duyuruları, projelerden haberleri, Erasmus, Erasmus+, Proje, Proje haberleri, Happy Kids, Hibe, Ali Ulusoy, Ulusal Ajans, STGM, Sivil Düşün

Proje Haberleri, projelerden haberler, hibe duyuruları, ortak bulma ve arama, proje yaygınlaştırma, iş ve eleman ilanları


Sayfa Linki : https://projehaberleri.com/makale-detay/68_bir-projecinin-duygu-durumlari

MAKALELER

Tümü
Ali ULUSOY

Bir Projecinin Duygu Durumları

5.01.2026 (4 Gün, 8 Saat önce) | 49 Okunma 0 Yorum  

Projeci dediğin kişi, aslında tek bir insan değil; aynı gün içinde sekiz farklı karaktere dönüşebilen, “takvim + bütçe + ortak + portal” üçgeninde yaşayan çoklu evren kahramanıdır. Dışarıdan bakınca masada sakin sakin bilgisayara bakan birini görürsün. İçeride ise bir yandan “deadline” ile pazarlık yapan bir stratejist, bir yandan “ek dosyalar nerede?” diye içinden bağıran bir denetçi, bir yandan da “bu proje tutarsa dünya biraz daha iyi olacak” diye umutlanan bir idealist vardır. Bu yazı, bir projecinin gün içinde en sık ziyaret ettiği duygu duraklarının küçük bir haritası.

 

Günün ilk hali genellikle “ciddi”dir. Çünkü projeci sabah açtığı ilk dosyada, henüz kimse uyanmadan önce bile üç tane belirsizlik görür: “Bütçe kalemi net mi?”, “Ortak rolü yazılmış mı?”, “Metin karakter limitine sığıyor mu?” Bu ciddiyet, kötü bir ruh hali değil; hayatta kalma refleksidir. Projecinin ciddiyeti, projenin omurgasıdır. Herkes “hadi yaratıcı olalım” derken, o “önce uygunluk” der. Herkes “çok güzel fikir” derken, o “kanıt nerede?” diye sorar. Çünkü projeci bilir: Değerlendirici, “niyet” değil “kanıt” okur.

 

Sonra “uykulu” mod gelir. Bu mod, genellikle iki sebeple tetiklenir: Ya gece geç saatlere kadar “son rötuş” yapılmıştır ya da gün içinde üçüncü toplantıda aynı şey dördüncü kez anlatılıyordur. Uykulu projeci bir yandan nazik kalmaya çalışır, bir yandan da göz kapaklarının arasından hayatı “track changes” gibi izler. Bu anlarda kahve, sadece içecek değildir; sürüm kontrol sistemidir. “Bir espresso daha alırsam 9. versiyonun 10. versiyona dönüşmesini izleyebilirim” diye düşünür.

 

Derken bir anda “mutlu” mod patlar. Genellikle küçük ama kritik bir şey olduğunda: Portal “validate” hatası vermeden kaydettiğinde, ortaklardan biri ilk kez “tamam, bu metin çok net” dediğinde, ya da bir KPI cümlesi yerine oturduğunda. Projecinin mutluluğu yüksek sesli değildir; daha çok içten bir “tamamdır” gibidir. Bu mutluluk, bazen tek bir e-postanın sonundaki cümlede saklıdır: “All good on our side.” İşte o an projeci, kısa süreliğine dünyanın mümkün olduğuna inanır.

 

Mutluluğun ardından bazen “sinirli” mod gelir, çünkü proje yazımında duygu geçişleri trafik ışığı gibi düzenli değildir. Sinir, çoğunlukla son dakika gelen “minik bir revizyon” talebiyle doğar. “Sadece bir paragraf ekler misin?” cümlesi, projeci dilinde “bütün mantığı yeniden kurar mısın?” anlamına gelebilir. Ya da ortaklardan biri “Bizim rolümüzü biraz daha büyütelim” dediğinde, projeci içinden “rol büyütmek kolay, kanıt büyütmek zor” diye geçirir. Sinirli projeci yine de profesyoneldir; sadece klavyeye biraz daha sert basar ve cümleleri biraz daha kısa kurar.

 

Sonra sahneye “sakin” projeci çıkar. Bu, projenin en değerli duygusudur. Çünkü sakinlik, kontrol illüzyonu değil; sistem kurma becerisidir. Sakin projeci, telaşı yönetir. Bir tablo açar, iş paketlerini hizalar, görevleri netleştirir, ölçüm araçlarını bağlar, riskleri olgunlaştırır. Herkes “yetişmiyor” derken o “önceliklendirelim” der. Sakin projeci, krizleri küçültmez; sadece onları yönetilebilir parçalara böler.

 

Ama her projecinin bir de “üzgün” modu vardır. Bu modun nedeni bazen projenin reddi değildir; çoğu zaman emeğin görünmemesidir. “Bu zaten kolay, ChatGPT yazdı” gibi cümleler projecinin içini burkar. Çünkü iyi proje metni, sadece kelime değil; mantık, uyum, kanıt ve risk yönetimidir. Üzgün projeci, genellikle sessizleşir ve kendine şunu hatırlatır: “Benim işim alkış almak değil; doğru işi doğru şekilde kurmak.” Sonra yeniden ayağa kalkar, çünkü projeci dediğin, düşse de sürüm atar.

 

Bir de “şaşkın” projeci vardır; o meşhur “nasıl yani?” ifadesinin insan halidir. Portalın bir gün kabul ettiği dosyayı ertesi gün reddetmesi, aynı dokümanda farklı yazı tipi yakalanması, ya da çağrı metninde küçük bir cümlenin koca bir kuralı değiştirmesi… Şaşkın projeci panik olmaz; önce iki kez kontrol eder, sonra üçüncü kez kontrol eder, sonra da kimseye belli etmeden “guideline” satır satır okunur. Şaşkınlık aslında projecinin kalite kontrol alarmıdır; “burada gizli bir tuzak var” hissi.

 

Ve günün sonunda “esneme” modu. Bu mod, bedenin “artık yeter” dediği yerdir ama zihnin hâlâ “bir şey kalmış olabilir” diye fısıldadığı anlara denk gelir. Projeci esnerken bile bir yandan şunu düşünür: “Yarın sabah son kez okuyayım; gereksiz bir cümle var mı?” Çünkü projeci için bitiş çizgisi, gönder tuşu değil; gönderden sonra gelen “submission confirmation” e-postasıdır.

 

Bu duygu durumlarının hepsi tek bir şey söyler: Proje yazımı sadece teknik bir iş değil, duygusal dayanıklılık gerektiren bir maratondur. Projecinin ruh hali değişir, çünkü proje canlı bir organizma gibidir; ortaklarla büyür, kurallarla şekillenir, zamanla yarışır. En iyi projeciler ise şunu başarır: Ciddiyeti disipline, siniri düzeltmeye, şaşkınlığı kontrole, üzüntüyü tecrübeye, mutluluğu motivasyona çevirir. Sonuçta proje dediğin, duyguya rağmen değil; duyguyu yöneterek yazılır.

 

Eğer bugün kendini “ciddi” ya da “uykulu” hissediyorsan normal. Eğer “sinirli”ysen, muhtemelen doğru şeyleri önemsiyorsun. Eğer “mutluysan”, o anın tadını çıkar; çünkü projecinin mutluluğu kısa ama gerçek bir ödüldür. Ve eğer “esniyorsan”… muhtemelen iyi iş çıkarmışsındır. Çünkü projeci en çok, işi bitirdiğinde yorgun olur.

 

Ali ULUSOY 

05.01.2026


YORUMLAR

Yorum Yaz
Bu makaleye daha önce yorum yapan olmadı.
Şimdi ilk yorumu sen yaz.!
ARŞİV
ANKETLER
Hibe projelerine proje teklifi yazma konusunda kendinizi yetkin hissediyor musunuz?
Bu ankete toplam 23 kişi katıldı.