Hibe duyuruları, projelerden haberleri, Erasmus, Erasmus+, Proje, Proje haberleri, Happy Kids, Hibe, Ali Ulusoy, Ulusal Ajans, STGM, Sivil Düşün

Proje Haberleri, projelerden haberler, hibe duyuruları, ortak bulma ve arama, proje yaygınlaştırma, iş ve eleman ilanları


Sayfa Linki : https://projehaberleri.com/makale-detay/69_erasmus-projelerinde-network-nicin-nasil-ve-ne-zam

MAKALELER

Tümü
Ali ULUSOY

Erasmus Projelerinde Network Niçin, Nasıl ve Ne Zaman Yapılmalı: İpuçları

15.01.2026 (1 Gün, 22 Saat önce) | 37 Okunma 0 Yorum  

Erasmus Projelerinde Network Niçin, Nasıl ve Ne Zaman Yapılmalı: İpuçları

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Erasmus projelerinde “network” çoğu zaman bir etkinlikte kartvizit değiş tokuşu yapmak gibi algılanıyor. Oysa iyi bir ağ, bir projeyi sadece “yazdıran” değil, projeyi kolaylaştıran, güvenceye alan ve büyüten bir mekanizmadır. Çünkü Erasmus projeleri (özellikle KA2 ve SPORT hatlarında) yalnızca iyi fikir değil; doğru ortaklık kurgusu, rol uyumu, güvenilir uygulama kapasitesi, sürdürülebilir etki ve Avrupa katma değeri arar. Network bu unsurların hepsine aynı anda hizmet eder: ihtiyacı doğru okumanı sağlar, konsorsiyumu tamamlar, uygulamada krizleri azaltır, yaygınlaştırmayı hızlandırır, yeni çağrılara geçişi kolaylaştırır ve en önemlisi “bir kere kazanıp biten” değil, “arkası gelen” bir proje portföyü üretir.

Bu yazıda network’ün niçin gerekli olduğunu, nasıl yapılacağını ve ne zaman hangi tür networking adımlarının atılmasının en rasyonel olacağını, örnekler üzerinden adım adım ele alıyorum. Metnin her alt başlığının sonunda, hemen uygulayabileceğin kısa bir CTA (Call to Action) bulacaksın.


1) Network “güzel bir ek” değil, proje tasarımının omurgasıdır

Erasmus projelerinde ağ kurma, çoğu zaman “ortak bulma” ile eş anlamlı kullanılıyor. Oysa gerçek network, ortak bulmanın ötesinde bir “uygulama mimarisi” kurmaktır. Bir projeyi değerlendirici gözünden düşündüğümüzde; metin ne kadar iyi olursa olsun, konsorsiyum rol dağılımı zayıfsa veya ortaklar arasında operasyonel uyum yoksa risk artar. Network, tam burada devreye girer: doğru partneri bulmak kadar, doğru partnerle doğru ilişki modelini kurmak anlamına gelir. Mesela bir KA220’de akademik ortak “kanıt, yöntem, ölçme-değerlendirme” tarafını taşırken; belediye ortak “saha erişimi ve ölçekleme”yi, STK ortak ise “hedef gruplara güvenli erişim ve kapsayıcılık” boyutunu taşır. Bir SPORT-SCP’de ise tek öncelik kuralı içinde, projeyi gerçekten taşıyacak olan “saha + politika + bilgi” üçgenini kurmak gerekir; bu da ancak düzenli ve planlı networking ile mümkün olur. Bu yaklaşım, konsept notu iskeletlerinde de açıkça görünen mantıkla uyumludur: projenin temel bilgileri, ihtiyaç analizi, hedefler, ortaklık ve etki bölümleri birbirini “network üzerinden” beslemek zorundadır.

Buradaki kritik nokta şu: Network’ü proje yazımından ayrı bir faaliyet olarak değil, projenin içerik üretim motoru olarak kurguladığında; başvurunun “Relevance” ve “Partnership & Cooperation” puanları aynı anda yükselir. Network doğru kurgulanmazsa, proje ya “güzel anlatılmış ama uygulanması zor” görünür ya da “zaten her yerde yapılanın benzeri” gibi algılanır.

CTA: Bir sonraki Erasmus fikrinde, daha yazmaya başlamadan önce “Bu proje hangi ortaklık boşluğunu kapatıyor?” sorusuna tek paragraf cevap yaz ve o paragrafı partner arama mesajlarının çekirdeği yap.


2) Network’ün üç büyük nedeni: güven, hız ve ölçek

Network’ün birinci nedeni güvendir. Proje ortaklığı, teknik bir kontrat ilişkisi değildir; karmaşık ve çok paydaşlı bir teslimat ilişkisidir. Ortakların çalışma kültürü, kriz yönetimi refleksi, iletişim disiplini ve etik yaklaşımı değerlendirme sonucunu bile etkileyebilir. Güven temelli bir ağ kurduğunda, başvuru döneminde “partnerin son dakika kaybolması” gibi riskler azalır; uygulama döneminde raporlama, katılımcı yönetimi, görünürlük ve kalite güvence süreçleri daha stabil yürür.

İkinci neden hızdır. Çağrılar takvimle gelir ve çoğu zaman iyi proje fikrinden daha kıt kaynak “zaman”dır. Güçlü network, seni sıfırdan partner arama yükünden kurtarır; doğru kişiye, doğru rol ile, doğru zamanda ulaşmanı sağlar. Hız, sadece başvuru yetiştirmek değildir; doğru ortakla erken eşleşmek, konsept notu daha erken olgunlaştırmak, görevleri daha erken bölüştürmek demektir.

Üçüncü neden ölçek, yani Avrupa katma değeridir. Erasmus projeleri, tek bir yerel ihtiyacı anlatmakla yetinmez; bu ihtiyacın farklı ülkelerdeki benzer boşluklarla nasıl kesiştiğini ve çözümün nasıl transfer edileceğini görmek ister. Network, bu transfer edilebilirliği organik hale getirir. Aynı modeli iki farklı ülkede farklı uygulama koşullarıyla test etmek, “pilot”u “model”e dönüştürür; bu da etki argümanını güçlendirir. SPORT-SCP yazım promptlarında vurgulanan “tek öncelik” ve “problem → ihtiyaç → çözüm → çıktı → sonuç → etki” zinciri, ancak sahadaki farklı ülkelerin gerçekliği ile beslenirse ikna edici olur.

CTA: Mevcut partner havuzun için bir “hız listesi” çıkar: Her ülke için 2 güvenilir kurum, her tema için 2 uzman kurum. Bir çağrı açıldığında ilk 48 saatte bu listeden yola çık.


3) “Ne zaman network yapılmalı?” sorusunun cevabı: her zaman, ama farklı amaçlarla

Network’ün zamanı proje döngüsüne göre değişir. Başvuru döneminde network, “konsorsiyumu kurma ve tasarımı olgunlaştırma” amacına hizmet eder. Uygulama döneminde network, “kaliteyi koruma, yaygınlaştırmayı büyütme ve sürdürülebilirliği kurumsallaştırma” amacı taşır. Proje bittikten sonra ise network, “sonuçların yeniden kullanımı ve yeni çağrılara geçiş” için kritik hale gelir. Yani network, tek bir aşamanın işi değil; proje döngüsünün her fazında farklı çıktı üreten sürekli bir süreçtir.

En sık yapılan hata, sadece “deadline yaklaşınca” network’e yüklenmektir. Bu durumda ya ortaklar aceleyle seçilir ya da roller gerçekçi dağıtılmaz. Sonuçta proje, kağıt üzerinde güçlü görünse bile uygulamada zorlanır. Bunun yerine network’ü üç fazda düşünmek gerekir: çağrıdan önce, çağrı sırasında ve çağrıdan sonra. Çağrıdan önce yapılan networking, seni “proje fikri arayan” değil, “fikri olan ve doğru ortak arayan” konuma taşır. Çağrı sırasında yapılan networking, konsorsiyum boşluklarını kapatır. Çağrıdan sonra yapılan networking ise projenin büyüme stratejisidir.

CTA: Kendi takvimine sabit bir “network ritmi” ekle: Her ay en az iki yeni kurumla tanışma, iki eski partnerle derinleşme görüşmesi yap ve bunu proje yazımından bağımsız bir rutin gibi uygula.


4) Network nasıl yapılır? “Toplantı” değil “değer teklifi” üzerinden

Erasmus network’ü, “Zoom yapalım” demekle başlamaz; karşı tarafa net bir değer teklifi sunmakla başlar. Değer teklifi; proje teması, hedef kitle, beklenen katkı ve karşılığında partnerin elde edeceği kazanımların kısa ve somut tarifidir. Bir partner neden seninle çalışmalı? Saha erişimin var mı? Akademik kapasiten var mı? Yaygınlaştırma gücün var mı? Yerel otorite bağlantın var mı? Daha önce benzer iş teslim ettin mi? Bu sorulara cevap vermeyen network mesajları çoğu zaman “kalabalık” üretir ama “konsorsiyum” üretmez.

Pratik bir yöntem: Önce bir sayfalık mini “Partner Brief” hazırlamak. Bu brief’te projenin tek önceliğini, hedef grubu, ülkeler arası transfer mantığını, taslak çıktıları ve ortak için öngörülen rolü bir paragraf akışında verirsin. SPORT-SCP mantığında tek öncelik seçimi ve zincir kurgusu özellikle kritik olduğu için, bu brief’i yazarken “odak dağılmasın” diye tek cümlelik eksen tanımı yapmak seni korur.

CTA: Bugün bir “Partner Brief” şablonu oluştur ve her yeni fikri bu şablona 30 dakikada dök; bu doküman, network mesajlarının kopyalanabilir çekirdeği olsun.


5) Network kanalları: nerede arayacağını bilmezsen yanlış insanla tanışırsın

Network’ün verimi, doğru kanal seçiminden başlar. Erasmus’ta “doğru kanal” demek, hedeflediğin eyleme göre değişir. KA210 gibi küçük ölçekli ortaklıklarda hız ve pratik kapasite öne çıkarken, KA220’de deneyim ve kurumsal kalite güvence mekanizmaları daha kritik olur. SPORT-SCP’de ise saha kapasitesi, spor ekosistemi bağlantıları ve “tek önceliğe” odaklı net tasarım arandığı için; spor kulüpleri, federasyonlar, belediyeler, engellilik örgütleri ve üniversite/federasyon türü bilgi kurumları birlikte kurgulanmalıdır. Bu “saha + politika + bilgi” üçgeni, yalnızca rastgele tanışmalarla değil, stratejik kanal seçimiyle kurulur.

Kanalların bir kısmı “açık”tır: LinkedIn, Erasmus+ Project Results Platform, SALTO, tematik ağlar, ulusal ajans etkinlikleri, konferanslar, Avrupa haftaları. Bir kısmı ise “kapalı”dır: daha önceki projelerden gelen ortaklar, ortakların tavsiyesi, kurum içi referans ağı, yerel yönetim ağları gibi. En güçlü konsorsiyumlar genellikle açık kanallardan bulunan bir iki yeni ortakla, kapalı kanallardan gelen güvenilir çekirdek ortakların birleşiminden doğar. Çünkü sadece eski ortaklarla kurulan konsorsiyum “yenilik” açısından zayıf görünebilir; sadece yeni ortaklarla kurulan konsorsiyum ise “risk” açısından zayıf görünür.

CTA: Hedeflediğin bir çağrı için iki liste yap: “çekirdek güven ortakları” ve “yenilik getirecek yeni ortaklar”. Konsorsiyumunu bu iki listenin dengesiyle kur.


6) Örnek 1: KA210 için hızlı network senaryosu

KA210 küçük ölçekli ortaklıklar, özellikle yeni başlayan kurumlar için iyi bir giriş kapısıdır. Ancak burada network’ün amacı “mükemmel konsorsiyum” değil, “işleyen ve teslim edilebilir bir ortaklık” kurmaktır. Bu nedenle KA210 network’ünde hız ve rol netliği kritik olur. Örneğin kadınların spora erişimi üzerine bir KA210 düşünelim. Türkiye’de bir STK saha erişimini ve hedef gruplarla çalışmayı üstlenir. İspanya’dan bir kurum sosyal içerme metodolojisini ve eğitim içeriklerini taşır. Estonya’dan bir kurum dijital yaygınlaştırma ve ölçme değerlendirme aracını kurar. Bu projede network, üç ülkenin aynı sorunu farklı bağlamlarda yaşadığını gösterecek basit ama ikna edici örneklerle beslenir; “neden transnasyonel?” sorusu kısa, somut ve ölçülebilir cevaplarla kapatılır. Bu senaryoda partner seçiminin en önemli kriteri, büyük kurum olmak değil; doğru rolü taşıyacak pratik kapasiteye sahip olmaktır.

KA210 network’ünde hata, her şeyi yapmak isteyen ortaklarla yola çıkmaktır. Çünkü küçük projede rol şişerse teslimat zorlaşır. Bu yüzden networking görüşmelerinde “bizde şu var, sizde şu var” yaklaşımı yerine “bu projede sizden şu teslimatı bekliyoruz, bunu şu ayda üretmemiz gerekiyor” netliği daha değerlidir.

CTA: KA210 için partner konuşmalarında ilk cümleni değiştir: “Sizinle tanışmak isteriz” yerine “Bu projede sizin üstlenebileceğiniz net bir rol var: …” diye başla.


7) Örnek 2: KA220 için “derin network” ve rol mühendisliği

KA220, daha büyük ölçekli ve daha yüksek beklentili bir yapı olduğu için network burada “derinlik” ister. Derinlik; ortakların geçmiş projeleri, kalite güvence sistemleri, hedef gruplara erişim mekanizmaları ve sürdürülebilirlik kapasitesi gibi unsurları öncelemek demektir. Örneğin yetişkin eğitiminde dijital kapsayıcılık temalı bir KA220’de, bir üniversite ortak araştırma tasarımını ve veri analizini üstlenebilir; bir belediye pilot uygulamayı saha ölçeğine taşır; bir STK hedef grupların güvenli katılımını sağlar; bir teknoloji ortağı dijital platformu kurar. Bu noktada network, sadece “kurum bulma” değil; ortakların birbirini tamamlayacağı şekilde bir sistem tasarımına dönüşür.

KA220’de network’ün en kritik çıktısı, “tek bir ortak üzerinden çözülebilecek” bir şeyi proje gibi göstermek yerine, gerçekten ortaklık gerektiren bir tasarım oluşturmaktır. Değerlendirici, konsorsiyumun neden bu şekilde kurulduğunu, başka türlü kurulsa projenin neden zayıflayacağını görmek ister. Bu yüzden KA220 network görüşmelerinde, ortakların katkısı “genel destek” olarak değil, “çıktı sahipliği” olarak netleşmelidir. Network’ün kalitesi, “kim neyi teslim edecek?” sorusuna verdiğin cevapla ölçülür.

CTA: KA220 için her partnerle görüşmeden önce tek sayfalık “Role Card” hazırla: partnerin rolü, üretilecek çıktı, katkı mekanizması ve sürdürülebilirlikteki yeri tek paragrafta net olsun.


8) Örnek 3: SPORT-SCP için network: tek öncelik, net model, güçlü saha

SPORT-SCP 2026 yaklaşımında tek öncelik kuralı, networking stratejisini doğrudan etkiler. Çünkü konsorsiyumu genişletirken “her önceliği kapsayalım” refleksi projeyi zayıflatır. Network burada, odağı genişletmek için değil; seçilen tek önceliği sahada güçlendirmek için yapılmalıdır. Örneğin “healthy lifestyles for all” önceliğini seçtiğinde; farklı ülkelerde fiziksel aktiviteye katılımı artıracak yöntemleri karşılaştırmak, HEPA uyumlu mikro-modüller geliştirmek, yerel spor kulüpleriyle belediyeleri ortak bir uygulama protokolünde buluşturmak gibi somut mekanizmalarla ilerlemek daha ikna edici olur. Bu yaklaşım, proje yazım iskeletlerinde vurgulanan problem-ihtiyaç-çözüm zinciriyle de uyumludur.

SPORT-SCP network’ünde güçlü olan şey, “çok ortak” değil, “doğru ortak”tır. Spor kulübü sahayı taşır; belediye ölçeği taşır; engellilik veya kapsayıcılık örgütü erişilebilirliği taşır; üniversite/federasyon bilgi üretimini ve standardizasyonu taşır. Bu dört aktörün uyumu, projenin hem uygulanabilirliğini hem de Avrupa katma değerini yükseltir. Ayrıca SPORT-SCP yazım promptları, konsorsiyumu “saha + politika + bilgi” üçgeniyle düşünmeyi ve yatay öncelikleri somutlaştırmayı önerir; networking bu öneriyi sahada gerçek ilişkilere dönüştürür.

CTA: SPORT-SCP fikrinde tek önceliği bir cümleyle kilitle, sonra partner aramayı “bu önceliği sahada kim güçlendirir?” sorusuyla yürüt; odağı genişleten değil, odağı derinleştiren ortak seç.


9) Network görüşmesinde sorulması gereken “doğru” sorular

Network görüşmelerinde en büyük kayıp, “tanışma”yı toplantının ana çıktısı sanmaktır. Oysa iyi bir görüşme, proje tasarımını ileri iten somut bilgi üretmelidir. Bu nedenle konuşmada şu dört şeyi netleştirmelisin: ortak hangi hedef gruba nasıl erişiyor, hangi çıktıyı gerçekten sahiplenebilir, hangi kaynakları ve insan gücünü ayırabilir, proje bittikten sonra neyi devam ettirebilir. Bunlar netleşmeden “partner” kelimesi havada kalır. Ayrıca risk yönetimi açısından da küçük bir test gerekir: ortak, daha önce teslimat gecikmesi yaşadı mı, raporlama disiplinini nasıl kuruyor, iletişim ritmi nedir? Bu soruların cevapları, sadece proje yazım kalitesini değil, projenin yaşam kalitesini belirler.

Bir de “uyum” sorusu var: Ortak kurumun misyonu ve geçmiş işleri senin temanınla gerçekten kesişiyor mu? Sadece “Avrupa projesi yapmış olmak” iyi ortak olmak anlamına gelmez. Network, nicelik değil nitelik oyunudur.

CTA: Her yeni partner görüşmesinden sonra, 10 dakikada bir “uyum notu” yaz: rol netliği, kapasite, erişim ve sürdürülebilirlik açısından 4 cümlelik özet çıkar; kararlarını bu notlarla ver.


10) Network’ü sürdürülebilir kılmak: “proje bitince bitmesin”

En güçlü network, proje bitince dağılmayan network’tür. Bunun için iki mekanizma gerekir: ortaklar arasında düzenli temas ritmi ve ortak çıktılara dayalı ilişki. Sadece etkinliklerde görüşülen bir ağ hızla soğur; birlikte üretim yapılan ağ kalıcılaşır. Bu yüzden proje içi networking’i de sistemleştirmek gerekir: ortak eğitimler, ortak yayınlar, ortak webinarlar, ortak politika diyalogları, ortak açık kaynak materyaller gibi üretimler, ilişkiyi “birlikte çalışma” seviyesine taşır. Bu yaklaşım, konsept notu formatlarında yer alan “sürdürülebilirlik, yaygınlaştırma ve etki” bölümlerinin de ruhuna uygundur; çünkü kalıcılık genellikle ilişki kalıcılığıyla başlar.

Ayrıca sürdürülebilir network, yeni çağrılara geçişte ciddi avantaj sağlar. Bir projede ortaya çıkan iyi uygulama, sonraki projede ölçeklenir. Bir projede geliştirilen eğitim içeriği, sonraki projede dijital platforma dönüşür. Bir projede kurulan yerel protokol, sonraki projede Avrupa düzeyinde rehbere dönüşür. Bu zincir, proje portföyünün büyüme mantığıdır ve network bu zincirin taşıyıcı kolonudur.

CTA: Her projenin sonunda “Next Call Map” hazırla: Hangi çıktı hangi yeni çağrıya taşınabilir? Hangi iki ortak yeni çağrıda çekirdek olmalı? Bu haritayı proje kapanış raporunun bir parçası gibi düşün.


11) Hızlı uygulanabilir mini plan: 30 günde network ivmesi nasıl kurulur?

Network’ü bir anda büyütmek yerine, 30 günlük bir ivme planı daha gerçekçidir. İlk hafta, temana uygun 20 kurumluk bir uzun liste çıkarırsın. İkinci hafta, bu listenin içinden rol uyumu en yüksek 8 kuruma kısa değer teklifi mesajı gönderirsin. Üçüncü hafta, 4 kurumla kısa tanışma ve rol konuşması yaparsın; iki kurumla “taslak rol mutabakatı” netleşir. Dördüncü hafta, iki yeni kurum daha ekleyerek konsorsiyumu dengelersin ve mini konsept notu üretirsin. Bu döngü, her ay tekrarlandığında, bir yıl içinde sadece bir proje değil, bir proje hattı üretir.

Bu planın püf noktası, “çok görüşme” değil “çok net görüşme” yapmaktır. Netlik; tek öncelik, hedef grup, çıktı mantığı, rol dağılımı ve takvim netliğidir. Böyle yürütülen network, seni “ortak arayan” değil, “sistem kuran” aktöre dönüştürür.

CTA: Bugün 30 günlük network planının ilk adımını at: Temana uygun 20 kurumluk bir liste çıkar ve her biri için bir cümleyle “neden bu kurum?” gerekçesi yaz.


Kapanış: Network’ü “PR” değil “mekanizma” olarak gör

Erasmus projelerinde network, parıltılı tanışmaların toplamı değildir. Network; ihtiyaç analizini derinleştiren, konsorsiyumu tamamlayan, uygulamayı güvenceye alan, yaygınlaştırmayı büyüten ve sürdürülebilirliği kurumsallaştıran bir mekanizmadır. Bu mekanizmayı proje döngüsünün her aşamasında doğru amaçla kullanırsan; sadece bir projeyi değil, proje üretme kapasiteni de büyütmüş olursun. En iyi network stratejisi, “herkesle bağlantı kurmak” değil, “doğru insanlarla doğru işi üretmek”tir.

CTA: Bir sonraki hafta için tek hedef belirle: Bir tane “stratejik partner” görüşmesi planla ve görüşmeye tek sayfalık Partner Brief ile gir; görüşmenin sonunda rol ve çıktı netliği olmadan masadan kalkma.

 

 


YORUMLAR

Yorum Yaz
Bu makaleye daha önce yorum yapan olmadı.
Şimdi ilk yorumu sen yaz.!
ARŞİV
ANKETLER
Hibe projelerine proje teklifi yazma konusunda kendinizi yetkin hissediyor musunuz?
Bu ankete toplam 23 kişi katıldı.